|
Uzun
bir aradan sonra Kemal Burkay Mannheim´daydı
PSK eski genel sekreteri ve edebiyatçı sayın
Kemal Burkay ülkedeki son politik gelişmeler ve yeni
kitaplarının tanıtımı amacıyla
8 Kasım 2009 da Mannheim`da dinleyicileri ile buluştu.
Sohbet iki bölümden oluştu. Sohbete kitaplarını
tanıtarak başlayan Burkay, sohbetin büyük bölümünü
ülkedeki son politik gelişmelere, özellikle de Kürt
açılımına ayırdı.
Burkay
AK Parti’nin bu süreci Kürt açılımı terimi
ile başlattığını, daha sonra
ise gelen tepkiler üzerine „demokratik açılım“,
ardından „ulusal birlik açılımı“ gibi
degişik şekillerde dile getirdigini ve bunun
80-85 yıllık Türkiye politikasında bir
yenilik olduğunu söyledi. Gelinen noktada inkar,
asimilasyon, yok etme ve şiddet politikasının
sonuç vermediğini, artık Kürt gerçeğinin
kabul edilmesi zorunluluğunun ortaya çıktığını
söyleyen Burkay, daha önce de Demirel, Çiller ve Mesut
Yılmaz´ın değişik şekillerde
Kürt gerçeğini dile getirdiklerini, fakat bunun söylemde
kaldığını ifade etti. Son olarak AK-Parti’nin
Kürt sorununun Türkiye’nin en öncelikli sorunu olduğunu
ve şiddet dışında çözüm yöntemlerinin
gerekli oldugunu söyledigini dile getirdi. Değişen
iç ve dış koşulların AK Parti’yi buna
yönlendirdigini söyleyen Burkay, Türkiye deki çatışma
ortamıyla güçlenen militarist, kemalist, statükocu
kesimin AK-Parti yönetimini yıkmaya ve bu nedenle
çatışma ve gerilim ortamını kullanmaya
çalışmasının da AK Parti’yi böylesi
bir açılama yönelttiğini söledi. Çatışmanın
durması, ordunun kışlasına çekilmesi,
ülkede durumun normelleşmesi AK Parti’nin de yararınadır,
dedi.
Öcalan´ın
yakalanmasından sonra PKK´nın silah birakmak
istedigini söyleyen Burkay, ancak devletin buna yanaşmadığını
söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü: „Açılım
konusunda bazı devlet kurumlarıyla hükumet arasında
uyum yok. Son gelişmeler ordunun, PKK’nın dağdan
inmesi, çatışmanın durması konusunda
bile hükümete destek vermediğini gösteriyor. Genelkurmay,
açıkladığı kırmızı
çizgilerle cözümün önünü tıkamaya çalışıyor.
Ülkede Kürt sorununun ve diğer sorunların çözümüne
karşı olan statükocu güçler oldukça etkili.
CHP ve MHP bunlar arasında. Kemalist ve ırkçı
kesim demokratikleşmeye, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne
girmesine karşı. Bu kesimler sürecin daha başından
itibaren hükümete ağır suçlmalar yönelttiler
ve kamuoyunu kışkırttılar. Türkiye
kamuoyunda ise yıllar içinde oluşmuş şoven
yargılar oldukça güçlü ve değişim önünde
ciddi bir engel oluşturuyor. Bu nedenle gelen tepkilerin
ardından hükümet geri adım attı.“
Kürt
açılımı sürecinin başlatılmasını
olumlu bulduğunu, atılacak her olumlu adımı
destekleyeceğini söleyen Burkay, ancak hükümetin
atabileceği adımlar konusunda pek iyimser olmadığını
dile getirdi ve şöyle dedi: „Hükümet sorunun boyutlarına
uygun bir çözüm planına sahip değil. O da genelkurmay
gibi, bir afın gündemde olmadığını
söylüyor. Üniter devlet, resmi dilin sadece Türkçe olması,
Kürtçenin eğitim dili olamıyacağı
biçimindeki kırmızı çizgileri o da savunuyor.
Öyle olunca sorun nasıl çözülecek?“
Kürt sorununun ülkesi parçalanmış 40 milyonluk
bir halkın sorunu ve ulusal bir sorun oldugunu, uluslararası
hukuka ve örneklere uygun biçimde eşitlik temelinde
çözülebileceğini söyleyen Burkay, federetif çözümün
bugünkü bölge ve dünya koşullarında gerçekçi
olduğunu söyledi ve Kıbrıs için Türk tarafının
istediği çözüm tarzı ile Güney Kürdistan örneği
dahil olmak üzere dünyadan çeşitli örnekler verdi.
„Eşitlik temelinde iki cumhuriyetli bir çözüm en
uygunudur,“ dedi. Böylesi bir çözüme
şu anda ne Türk tarafının ne de Kürt tarafının
hazır olduğunu, bunun için koşulların
süreç içinde olgunlaşacağını belirten
Burkay sözlerini şöyle sürdürdü: „Bunu sağlayacak
olan en başta Kürt halkının mücadelesidir,
örgütlülük düzeyidir. Kürt halkı şu koşullarda
legal planda ve doğru bir çizgide güçlerini birleştirmeli,
istemlerini yüksek sesle dile getirmeli. Bu olduğu
zaman uluslarrası planda gerekli destek sağlanacak
ve Türkiye’nin politikaları da köklü biçimde değişecektir.
Şu dönemde Kürt tarafı için acil olan örgütsel
planda böylesi bir alternatifin oluşturulmasıdır.
Kürt halkının özgür olmasını isteyen
herkes bu yöndeki çabalara destek vermeli, elinin taşın
altına koymalıdır.“
Sohbetin ikinci bölümünde soruları yanıtlayan
Burkay, kendisine sorulan „ Ülkeye dönmeyi düsünüyor musunuz?“
sorusuna, koşullar yumuşama önünde devam ederse
önümüzdeki yıl dönmeyi düşündüğünü söyledi.
Dört saat süren sohbetin aralarında Burkay, okuyuculara
kitaplarını da imzaladı.
Aynur Isbert
Nükhet Alpaycı
Foto: Arzu Çelik
|